12 Aralık 2009 Cumartesi

Bir İstanbul Masalı



Fark yeriz diye oturduğumuz tv karşısından, 3 puan nasıl gitti diye kalktık.
Enteresan camiayız diyoruz ya, belki bu maçtan sonra en futbolla ilgilenmeyen adam bile anlamıştır bunu.

Teknik / taktik analizi sonra yazarım ama gerçekten çok yazık oldu.
Her sene böyle maç bittikten sonra öylece kalakaldığımız bir maç oluyor, bu da bu senenin bonusuydu heralde.
Kızsan kime kızacaksın, üzülsen çaresi yok, e takım da belki bu devrenin en iyi maçını oynadı.

Geriye tek eleman kalıyor; hakem.
Malesef bu ülkede futbol böyle yönetiliyor, çıkacaksın külhanbeyi gibi "ayağınızı denk alın" diye lafı çarpacaksın, en fazla 20 gün hak mahrumiyeti verirler ama sonuç 3 puan cepte.

Ha bir de bizim cephe var, onlar nerdeler mi?
Daha sebebi bile belli olmayan bir sebepten 4 aydır stada giremiyorlar.
Ne güzel memleket değil mi, o pozisyonda gol kararı verilse şimdi ne hakemin kokartı kalmıştı ne federasyon.

11 Aralık 2009 Cuma

Bizim İçin Saldır Ankara!

Ya Olursa?



Söylentisi bile insanı heyecanlandırıyor.
Cefakar Cebeci stadı yenileniyormuş, aslında hemen gaza gelmemekte fayda var.
Çünkü stadı Federasyon kendi bütçesinden her stadda yaptığı rutin yenilememeleri yapıyor ama işin içine gelecek sezondan itibaren 19 Mayıs'ın yeniden yapılması girince geriye tek alternatif bu stad kaldığı için heyecanlanıyoruz.

Şöyle bir hayal ettim de, girişi - çıkışı - maç öncesi - sonrasıyla tam bir deplasman olurdu Cebeci.
Şimdiki gibi rakip seyirciyi sadece tribünde görmezdik, kavga heveslisi değilim ama gittiğimiz deplasmanlarda görüyoruz, nerdeyse rakiple yanyana maç izliycez.

Neyse dedim ya fazla beklenti insanı hayalkırıklığına uğratır.
Bekleyelim, olursa tadını çıkarırız olmazsa zaten alıştık Ulus'a.

10 Aralık 2009 Perşembe

Ruhları Yetti



Yenilgiden sonra insanın iki satır "maç şöyle bitti" diye yazası bile gelmiyor.

Ne demiş sevgili Trabzonlu kardeşlerimiz; "Ruhun yeter".
Gerçekten de Şenol Güneş'in ayakbastı ruhuyla üç tane golü kalemizden çıkardık, şöyle vah vah nasıl kaçtı diyeceğimiz bi tek Baki'nin 6 pastan Solaklı deresine attığı top var.

Maçın benim açımdan tek sıkıntısı 700 küsür km yol gidip bazı yanlış anlaşılmalardan dolayı dışarda kalan 500 taraftarımızdı.
Belki içeri girselerde şimdi biz ruhsuz futbolu değil de yenilgiye rağmen o stadı inleten taraftarı konuşuyor olacaktık.

Neyse olan oldu, daha yazıp budaklandırmaya gerek yok.
Fener maçı bazı şeylerin anahtarı olacak, en azından gözümüzde büyüttüğümüz bazı isimlerin kulübeye geçiş maçları olacak gibi duruyor.

4 Aralık 2009 Cuma

Keşke...



Geçen sene Hakan Kutlu.
Bu sene Fikret Yılmaz - Arif Peçenek ikilisi.
Trabzon maçında da Arif Peçenek'in antrenörlük lisans süresi dolduğu için nam-ı değer Bonhof Nazmi kulübede olacak.

Ne kadar zorunluluktan da olsa kulübe de efsaneleri görmek beni gururlandırıyor.
Keşke yabancılara para dökeceğimize bu isimlere şans versek.

3 Aralık 2009 Perşembe

2 Aralık 2009 Çarşamba

Unutulur mu?


02.12.2009.
Zaten faaliyetlerini durdurmuşlardı ama bugün resmen grup tarihe karıştı.

Bu kadar grup olmasına rağmen hala keşke dönseler diye anıyorsak, demek ki bazı şeyleri şuankinden farklı yapmışlar.
İnönü deplasmanına gidilmesinin malum kişiler tarafından engellenmesinden sonra da Türkiye'de "ben en büyüğüm" diyenlerin bile gösteremeyeceği tepkiyi koymuşlardı.

Grup tarihe karıştı dedik ama tabiki o kadar içten Ankaragüçlü olanların tribünü bırakması imkansız.
Maraton'da, Kapalı'da, Gecekondu'da hala o efsane dalton montlulardan görmek mümkün.

Hayırlısı olsun Pegasus için.
Ve bir söz de diğer gruplara, inşallah siz de birgün faaliyetlerinizi durdurursanız böyle anılırsınız.