31 Ağustos 2009 Pazartesi

Bak Sen Şu Otoriteye!


2 gündür ağzı olan yorum yapıyor.
Son bomba TFF'den geldi, neymiş kongreyle ilgili inceleme başlatılmış.

- Hani şu Kayserispor 1.lige çıktığında adını Kayserispor yapılıp futbolcuların bu kulübe geçtiğinde ses çıkarmayan TFF.

- Hani Gençlerbirliği'yle küçük oğlu Oftaşspor aynı ligde birbirlerine al gülüm ver gülüm oynarken seyreden TFF.

- Hani bazı "büyük" takımların mali kayıtları bilinirken hatta FİFA nezdinde belki lige bile başlamarı şüpheli olmasına rağmen "oynamasında problem yok" diyerekten olur raporu veren TFF.

Hayırdır Sayın Mahmut Özgener, nerden çıktı bu bi anda "profesyonel federasyon" anlayışı.
Neyden çekindiniz?
Ya bir işi tam yapın, herkese aynı mesafede yaklaşın ya da saman alevi gibi gücünüzün yettiği kulüplere gövde gösterisi yapmayın.

30 Ağustos 2009 Pazar

Nihayet...



Oldu, olacak, anlaşıldı, vazgeçildi derken bugün resmen Ahmet Gökçek Ankaragücü Başkanı oldu.

A.Gökçek'in seçtiği 15, Cemal Aydın'ın seçtiği 15 ve MKE'nin görevlendirdiği 2 yöneticiyle yönetim oluşturuldu.

Listede enteresan isimler var, önemli kurumların Başkanları, kuruluşların üst makamlarındaki kişiler ve Belediye'de iyi yerlerde olanlar...

Söylenenlere göre Ankaraspor'dan ve başka takımlardan gelecek transferler hazır, bunun için Ankaraspor - Galatasaray maçının son düdüğü bekleniyor.
Salı günü de toplu şekilde "gövde gösterisi" yapılır.
Taraftar ise şu an kendini arka plana attı.

99 yıl başarı bekleyen bir camiada ilk kez samanlığa kıvılcım çakıldı.
Ya Ankaragücü Ankara halkıyla bütünleşip ciddi desteklerle kendini aşacak yada dışarıdan gelen eleştiriler gibi birkaç yıl sonra bunların acısı çıkacak.

Hayırlı olsun Ankaragücü'müze.

Gap Arena'da Villareal Sesleri


1992 yılında temeli atılmıştı.
Kısmet 2009'aymış.

Pek gazatelerde, televizyonlarda boy boy reklamı yapılmasa da, burası 30 bin kişilik Şanlıurfa'nın yapımı tamamlanan "Gap Arena"sı.

Neden güzelim ülkeme yabancı isimler empoze etmeye çalışırlar orası muamma.

Ama işin güzel tarafı, stadın açılışı için 4'lü bir turnuva düşünülüyor.
Duyumlara göre Villareal şimdilik olurunu vermiş.
Gerçi Villareal'in hazırlık maçları karnesi pek de stad açılışına çağrılacak cinsten değil.
27-0 gibi bir skorla hazırlık maçı kazanmışlığı var.

Hayırlısı olsun, her şehirde böyle stadlar olsun.

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Aynen Devam


Ramazan günü, tıklım tıklım tribünler önünde malesef yine kazanamadık.
Var bir şanssızlık ama daha çözen olmadı.

Vassell'in yine takımı ipten alması, Santos'un ciddi sakatlığı, İbb'li oyuncuların (özellikle 8 numara Zeki) tahrikleri, 2 kırmızı kart ve 4 gol...
Malesef takımda çok büyük kondisyon eksikliği var, ha istek var mı?
Fazlasıyla.

Kongreden sonra toparlanır mıyız?
İnşallah.

1 sezon, 5 Kupa


Dile kolay, 5. kupa.
Geçen sene her organizasyondaki başarıdan sonra dün de Monaco'da son halkayı taktılar.

Sadece Eto'o - İbrahimoviç takası yeni sezona girdiler, Fransa'nın sararmış çimleri ve yer yer Türkiye'deki stadları anımsatan zeminiyle pek de zevkli bir maç olmadığı aşikar.
Tek söylenecek şey, 115. dakika'da Pedro Barcelona'nın kupa koleksiyonuna bir yenisini getirdi.

Milli Takımı Oyuncak Zannetmek


Bu resim 2001 yılında Avrupa Basketbol Şampiyona'sında Avrupa 2.'si olan takımın adeta iskeleti.
Peki bugünkü eksik ne?
Yine Avrupa Şampiyona'sına gidiyoruz ama son turnuvada gördük ki hala Milli Takım olamamışız, sadece Tanjeviç'in kendisiyle iyi geçinen 12 adamı olmuşuz.
Mehmet Okur, Serkan Erdoğan, Tutku Açık, Kaya Peker, Ermal Kuqo ve birkaç isim daha.
Malesef bu isimler turnuvada olmayacak.
Bir inceleyelim;
Mehmet Okur: Tanjeviç'le tartıştı, NBA yıldızı olmasına rağmen, Utah'ın vazgeçilmezi olmasına rağmen "sisteme" uymuyor.
Tutku Açık: Fenerbahçe - Türk Telekom Final serisinde Fenerli oyuncularla tartıştı, sebep bu değilmiş ama o gün bugündür Milli forma diye birşey göremedi.
Kaya Peker: Yine Fener serisinde hem taraftar hem de rakip takımla didişti, haliyle didiştiği takım Fenerbahçe olunca, ucu Tanjeviç'e değdi.
Serkan Erdoğan: Her milli turnuva öncesi sakat bahanesiyle kadroya alınmıyor, Türkiye ligi başlıyor, Serkan her maç ilk 5'te.
Ermal Kuqo: Doping çıktı, bir süre oynayamadıktan sonra yurtdışına gitti ve gidiş o gidiş, en önemli pota altı oyuncularımızdan biri fakat haber yok.
Durum bu.
Takdir sizin, hala "asıl gücümüzü 2010'da göstereceğiz" sözü.
6 yıldır göstereceğiz. Bekliyoruz.

Livorno Kebap Yemeye Geliyor!

Bilmeyenlere söyleyelim, Livorno işçi sınıfını temsil eden, Komünizm'i kendine yakın gören ve Lucarelli gibi hikayesi bambaşka olan, kısaca "halkın" takımıdır.

Livorno dedikten sonra tabiki Lucarelli'den bahsetmeden edemeyiz.


Ümit milli takımda attığı golden sonra Che t-shirt'ün açarak sevinen, bu yüzden bir daha milli takıma çağrılmayan Lucarelli, benim milli takımım zaten Livorno'dur diyerek bu takıma ne kadar bağlı olduğunu göstermiştir.


Gollerden sonra sol yumruğunu kaldıran bu arkadaş, çokça ceza almıştır.

"Bazı oyuncular lüks arabalar, evler için milyonlar harcayabilir. Ben aynı parayla dün gidip kendime Livorno forması aldım" bu da heralde bir Lucarelli sözü olarak tarihe geçmiştir.

Orta İtalya'nın Toskana bölgesinde bulunan bu şehir, belki de tüm dünyada hayranlıkla izlenilen "amatör ruhunu" hiçbir zaman kaybetmemiştir.

Ve bu takım 4 Eylül saat 21.00'da Adana 5 Ocak Stadı'dna yine "halkın takımı" olarak bilinen Adanademirspor'la sezon açılışında karşılacak.
Biletler daha şimdiden nerdeyse bitmek üzere.


Sokak'tayız



Çoğu kimse (en azından dışarıdan bakanlar) yeni bir grup olarak bilir Sokak'ı.

İsim olarak yenidirler ama bir başka grup içinde yada daha grup bile yokken 12 yılı aşkın süredir tribündeydiler ve bir kararla bağımsız hareket etme kararı aldılar.


Hikayesi çok değişiktir, grubun üyeleri de tanıştıklarım kadarıyla gerçekten herşeyiyle dört dörtlük insanlardır, ceplerinden verdikleri pankart boya parası, deplasman otobüsü, tribünümüzde hiç görmediğimiz fanzin yapımı, açılan dernek...vs her olanakları kendi ceplerindendir.


Bu sene tüm grupların gitmedikleri deplasmanlara, Sokak kimseden talep beklemeden gitmiştir.


Ve en önemlisi yıllardır Ankaragücü taraftarının içinde ukte olan Saatli tribünü, o bomboş tribünü hiç olmadığı kadar renklendirdiler.
Ne denebilir ki, bu yolda yürüyen bir gruba ve kimseden medet ummadan çıkarsız bu takımı destekleyenlere selam olsun.

"Küresel Real Madrid Krizi"


Bütün yaz hayranlıkla izledik.
Kaka, Ronaldo, Benzema...
Her gün biri imzalıyor, stadda binlerce kişiyle beraber.
Ama hep gözardı edilen nokta, Milan'ın önderliğinde çoğu kulüp Başkan'ı "yaktın bizi Madrid" gözüyle bu transferleri izliyordu.
Milyon euro'lar havada uçuştu.
Eee, haliyle bu rüzgar bize de ulaştı.
Tabata 8 milyon euro, İsmail 6,5 milyoun euro, Cristian 5 milyon euro, Keita 8,5 milyon euro, Elano 7 milyon euro, Dos Santos 7 milyon euro, bunlar kesinleşenler.
Bir de kesinleşmeyenler var ki, ne kadar yetenekli olursa olsun Süper Lig'de 2 yıldır forma giyen Sercan Yıldırım 8 milyon euro ve daha üstüne istenen oyuncular.
Türkiye'de oynanan oyuna bakıyorsun, stadlara bakıyorsun, bir de sahadaki oyuncuların aldığı paralara.
Ne kadar dengeli di mi?

Hindi'nin İntikamı

Rooney efendi twitter'da buyurmuş: "Elma soslu kızarmış patatesle dondurulmuş Turkey'e (hindiye) bayılırım"
Ah be Wayne, şu laf oldu mu şimdi?
2 hafta sonra geleceğin ülkeye, hem de -daha 2,5 sene önce- bir değerine laf atıldığı için bir ülkenin Milli takımı'nı havalimanında yumurtalarla karşılayan bir ülkeye denecek söz mü bu?
Tribün kültürü olarak paslanmış, yosun tutmuş bir ülkeden, sadece taraftarlarıyla anılan bir ülkeye gelmeden önce söylenen bu söz, malesef sana "pankart - afiş - tezahurat ve tribünlerden gıyabına edilecek güzel sözler" olarak geri dönecek gibi görünüyor.

Ankaragücü - İstanbul Belediye


Nerden baksan zor maç.
Yönetim belli değil, futbolcuların kafası karışık, taraftar desen yine aynı koşturmaca içinde ve bu durumda lige müthiş başlayan İBB'yle oynuyoruz.
Ankaraspor'dan aceleyle alınan Ediz dün antremana çıktı ve bugün sahada olacak.
İşin garibi Vassell Diyarbakır maçından 15 gün önce takımla çalışmaya başlamıştı ama en ihtiyaç duyulan zamanda teknik heyet tarafından "hazır olmadığı" gerekçesiyle sadece 20 dakika oynatılmıştı.
Bugüne dönüyoruz, tek antremana çıkmış Ediz enteresan şekilde "hazır biçimde" sahada olacak.
Ne diyelim, tribünde bize, sahada futbolculara allah kolaylık versin.